18 Şubat 2015

Yolu değiştirmek ya da değiştirmemek...

Internette sınırsız görüş, yorumve bilgi her an ulaşılabilir durumda duruyor. Tabii büyük bir bilgi kirliliği ile birlikte. Ayrıca, en son kedi videosunu mu görmek, dünyayı kurtaracak fikirleri mi öğrenmek istediğinize siz karar veriyorsunuz.

Yine de temel sorunlarla ilgiliyseniz, çözüme giden fikirlere ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. İnsanların, tüm canlılar ile birlikte hayatlarını anlamlı, barış ve bolluk içinde geçirmeleri herkesin üzerinde anlaşabileceği bir amaç olarak orada duruyor. Bu amaca doğru nasıl yürüyebileceğimizin bilgisi de öyle. Peki hareket etmek için ne gerekiyor?

Eğer yolda yanlış bir yöne doğru gittiğinizi anlarsanız, önce durursunuz, sonra hangi yolun doğru olduğunu belirler ve yeni yöne doğru yürürsünüz. Fakat bir grupla yürürken yanlış yolda olduğumuzu farkettiğimizde hep birlikte doğru yöne yönelmek daha zor bir iştir.

Öncelikle gruba uyum sağlama güdüsü rahatlatıcıdır. İtiraz etmek konfor alanından çıkmayı gerektirir. İtiraz ettiğimizde bunu o kadar yüksek sesle ve inandırıcılıkla yapmalıyız ki grubun yeterince üyesi tarafından duyulsun, anlaşılsın ve sonrasında onlar da yanlış yaptıklarını kabul etsinler. Ancak bunlar gerçekleştikten sonra yeni rotamızı tartışmaya başlayabiliriz.

Tüm insanlık, devamlı artan bir kalabalıkla, devamlı artan bir hızla, devamlı artan beklentilerimize doğru koşuyoruz. İçimizden bazıları, sadece yönümüzün değil, sayımızın, hızımızın ve beklentilerimizin de gerçekçi olmadığını söylüyorlar. Bunlar kolayca kanıtlanabilir bilgiler. Herkes biliyor ki daha fazla nüfus, daha çok kömür, petrol çıkarmak, daha fazla CO2, daha fazla toprak azalması, daha büyük iklim hareketleri ve daha bir çok sorunu biz yarattık ve bunların altından kalkamayız. Bu yolun sonu kötü, biliyoruz. Buraya kadarı büyük ölçüde tamam.

Yeni rota için daha geçmemiz gereken başka safhalar var malesef:

1- Durmak. Durmayı bilmiyoruz. Ekonomik büyüme, daha fazlasını istemenin yerine ne koyacağımızı bilemiyoruz ve duranlarımızı da cezalandırıyoruz. Önce bir durmalı.

2- Alternatif olabileceğini hayal etmek. O kadar inandırılmışız ki insanlık tarihinin doğaya karşı yapılan bir savaş olduğuna, zekamızın ve becerilerimizin doğaya uyum gösterebileceğini tamamen unutmuşuz. Uyum sağladığımız için varolabildik, hatırlayalım.

3- Liderleri boşvermek. Hala liderlerin (siyasi, dini) söylediklerine önem veriyoruz. Onlar bu yanlış yolun liderleri ve yeni bir yöne gitmeyi imkanı yok istemeyecekler. Yanlış yolun liderlerini ve uzantılarını takip etmeyi bırakalım.

4- Organize olmak, karar almak, harekete geçmek. Internet ile ortaya çıkan müthiş organize olma imkanları var. Internet korunmalı. Karar alma ve harekete geçme konularında ise internet bizi tembelleştirdi. Ancak yüz yüze, zaman ve efor harcayarak, eski usullerle kararlı gruplar oluşturabiliyoruz. Internet üzerinden saniyeler içinde kurulan birlikler, arkası gelmediğinde kolayca çözülüyor malesef.

5- Yeni bilgi. Muhtemelen en kolayı. O kadar çok bilimsel bilgi birikimi var ki, bütünsel bir yaklaşımla birleştiğinde doğru yolu hızla bulacağız. Bilginin hepsi yüksek teknoloji olmak zorunda değil üstelik. Var olan bilgiyi kullanalım.

Ya bu rota değişikliğine gidebileceğiz ya da doğa kanunları işleri tekrar yoluna sokacak. Geçiş insanlar ve diğer canlılar için acılı olacak ama sonunda denge korunacak. Olan bitene yeterince uzaktan bakınca zaten her şey olması gerektiği için olmuyor mu?

5 yorum:

Savaş BALABAN dedi ki...

Bir de teslim olma konusundaki rahatlığımız var. O kadar kolay teslim ediyoruz ki kendimizi ve geleceğimizi yetkinliğinden emin olmadığımız kişilere. Başkaları düşünüyordur, bilim adamları dünyanın yok olmasına izin vermezler, hükümet tedbir alır...

Hakan Erman dedi ki...

Savaş'cığım, haklısın. Mevcut tutturulmuş bu yolun siyasi ve dini liderlerinin yanında bilim insanları, iş liderleri de var. Bunların da en büyük amacı işlerin her zamanki gibi sürmesi. Yapılması gerekenlere falan kafa yoruyoruz tabii ama benim takminim, büyük bunalımlar olmadan gereken değişimler olamayacak.

Hakan Erman dedi ki...

Grup kalabalık da olsa, felaketler yön değiştirmede çok etkili olacaktır.

hatice dedi ki...

Kalemine yüreğine sağlık keyifle okudum. insanların hayatına dokunması adına izninle yeniköy sayfamızda paylaşıyorum 😊 sevgiler hatice

Adsız dedi ki...

Kapitalizmle ve bu idari zihniyetlerle olmuyor orası kesin ve artık sağcısı solcusu liberali tüm gerçekçi aydın insanlar bunun farkında, tüm dünyada bu sistemin sadece kriz , savaş ve sorun yarattığı, inanılmaz bir fırsat eşitsizliği ve insanlık dışı yaşam ürettiği ortada. Yanlış anlaşılmasın bunun alternatifi ille de sosyalizmdir gibi bir şey demiyorum. Ama bunun daha insani alternatifleri var ve olmak zorunda, yoksa sizin de dediğiniz gibi bu gidişat gidşat değil ve mutlak sona doğru hızla yol alıyoruz, doğa kendi düzenini en ilkel haline geri dönerek kurar ve hep kurmuştur. İnsanların genelinin anlamak istemediği şey sanırım dünyanın ve hatta abartıp evrenin bile yalnızca kendisi için var olduğunu sanmasıdır, oysa bir karınca ile bir ynus balığı ve bir eşek ile aynı doğanın, bir ağaç ile aynı doğanın bir parçasıyız ve onların yaşam hakkı kadar hakkımız var doğa üzerinde. Biz biricik değiliz, bir birincil değiliz, dünya ve evren bizim için varolmuş değil. Bunu anlayabilenler zaten çözümleri de görebiliyorlar, anlayamayan burnu büyük, böbürlenicilerse dünyayı yoketmeye, sadece bireysel çıkar odağında yaşamaya devamdalar.
Carl Sagan'ın meşhur Cosmos belgesel serisini bilenler bilir, geçen yıl Neil DeGrasse Tyson sunumuyla yenisi de yayınlandı her ikisi de internet ortamında mevcut ve başta gençler olmak üzere herkes vakit ayırıp izlemeli, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Elinize sağlık, selamlar.

Cloud.