1 Ekim 2009

Gönüllülük üzerine.

Bu haftasonu Şile'deki EMOK'un enduro yarışları için, benim de içinde bulunduğum yüzden fazla kişi, karşılıksız çalışıyor.

- Onlarca kilometre orman patikasının temizlenmesi, işaretlenmesi,
- Resmi yazışmalar, temaslar,
- Bütçeleme, lojistik, haberleşme, teknik alt yapı düzenlemeleri,
- Acil durumda kurtarma, ilk yardım (AKUT),
- başlığı olmayan yüzlerce başka detay...


Gönüllülük nedir, neden gönüllü olunur, cevabını vermek kolay değil. Yarışçılar "pek güzel yarıştık" desin, yüzleri gülsün diye midir acaba? Gerçi, bir yarışçıdan bile bu yönde bir yorum yorgunlukları unuttursa da, başka bir nedeni daha olsa gerek gönüllülüğün.

Hayatımızı anlamlı kılmak belki de en büyük ihtiyaçlarımızdan biri. Belirli ve kabul görmüş amaçlar için harcamak istiyoruz istiyoruz bu dünyadaki zamanımızı. Sadece para için çalışmak bir yerde yetmiyor. Para derdini henüz halletmesek de anlamlı bir hayatı arzuluyoruz derinlerde bir yerde. Kendini gerçekten dinleyenler bu ihtiyaçlarını tanımlıyor ve harekete geçiyor. Yardım kuruluşlarından yarış organizasyonlarına kadar, arayan gözler için seçenek çok.

Gönüllülük, ciddi sivil toplum örgütlerinin temeli. Örneğin 1971'de küçük bir grup doktor tarafından kurulan Sınır Tanımayan Doktorlar kuruluşu, bugün 70 ülkede karşılıksız sağlık hizmetleri sunuyor. Örgüt, her yıl 3000 gönüllü doktor ve hemşireyi, açlık, savaş ve safaletin olduğu bölgelerde görev yapmak üzere organize ederken, %80'i bağışlardan karşılanan, yıllık 400 milyon dolarlık bir bütçe ile çalışıyor.

Hiç yorum yok: