8 Eylül 2009

Yaz demek, deniz demek değil midir? - 2

...
Pirat sahibi olana kadar, bu sınıfın iyi bir haberleşme ağına sahip olduğunu bilmiyorduk. Ferruh Yegani, Mümtaz Ünel gibi gönüllülerin başı çektiği bir grup sayesinde, Pirat sınıfı yarışları, Türkiye ortalamasının epey üstünde katılımla start alıyordu. Eğitim çalışmaları yanında, her yardım istediğinizde size gününü ayıracak bir 'abi' bulabiliyordunuz.

İstanbul Yelken Kulübü'nde yelken ve diğer malzemelerimizi koruyabileceğimiz bir Pirat odası ve özel dolabımız, teknemizi çektiğimiz ve bakımını yapabildiğimiz alanlar... kısacası yelken sporuna başlamak için herşey bize sunuluyordu. Bunların karşısında beklenen şey ise para değil, sadece katılımdı. Yelken sporunun bana bu kadar yakın ve ulaşılır olduğunu daha önce bilmediğim için utandım doğrusu.

İki kişilik takımımızın dümencisi Levent Fırat, flokçusu ise bendeniz. Levent'in epey bir Optimist ve Finn geçmişi var ve dümende bunu hissettiriyor. Doğru dürüst antreman yapmayan takımımızın bu yılki uzun rotalı Piri Reis yarışında 19 tekne arasında 4. olmasında, şansın yanında kendimize de pay çıkardık ve epey motive olduk.

Yelkenle iştigalimiz böyle başladı ve süreceğe, hatta dallanıp budaklanacağa benzer.

Hiç yorum yok: