1 Mart 2009

Motosikletle Yoldan Çıkma

“Motosiklet özgürlüktür” desem herhalde itiraz eden çıkmaz. Ne de olsa motosiklet zevkini tanımlarken en sık kullanılan kelimedir “özgürlük”.

Farklı olma, açıkta yol alma ve trafikte tıkanıp kalmama yanında çok değerli bir özgürlüktür yoldan çıkabilme. Motosikletle hem karayolundan hem de mecazi anlamda yollardan çıkabilirsiniz. Evet, motosiklet sizi sürüden ayırır... ya da ayırabilir. Eğer siz de isterseniz. Örneğin şu senaryo acaba size cazip gelecek mi?
İki motor üzerinde iki çift yoldayız. Asfaltı en son gördüğümüz, bakkalından alışveriş yaptığımız yerleşimi geride bırakalı 2-3 saat olmuş. Yolun zemini hafif nemli toprak. Ne toz yapıyor ne de fazla kayıyor. Kıvrılarak yükselen yolun üstünü zaman zaman ağaçlar tamamen örtmüş. Bezen yeşil açıklıklara çıkıyoruz. Amacımız çok net değil. Falanca yaylası için bakkalın verdiği tarife çok da güvenmiyoruz. Sözlerinden çok eliyle gösterdiği yöne dikkat etmeye çalışmıştık ki, en azından istikameti anlayalım. Bir kaç şart bir araya gelince varmış olacağız: çadır açabileceğimiz kadar düzlük bir alan, su kaynağı ve açıklanamaz bir “işte burası” duygusu. Derken sola, yukarı çıkan, sonu gözükmeyen, dar bir ara yol beliriyor. “Yoldan gidenler”in fark etmeyecekleri bu yol bizi kendine çekiyor. Yol ayrımında iki binici ufak bir göz teması yapıyoruz. Dışarıdan birisinin anlam çıkaramayacağı bu bakış aslında bir muhakeme ve anlaşma içeriyor. Yenilenmiş bir şevkle o yola dalınıyor. Kasklarımızın içinde sırıtıyoruz...

Hiç yorum yok: