28 Mart 2009

Motorla uzuuuun yollar...

Belki farkında değilsinizdir diye söylüyorum, eğer motosiklete biniyorsanız siz aynı zamanda bir gezgin adayısınız. Motosiklet çok iyi ve hatta en iyi gezgin aracıdır. Şüphesi olan için kanıtım da var: Karadan dünyayı dolaşma rekoru motorcuların. Julia ve Kevin Sanders çifti, hiç durmadan dünyayı 19 gün, 8 saatte dolaşarak kırdıkları Guiness rekorunu koruyorlar. Otomobiller bu rekora yaklaşamıyorlar bile. Motosikletlerin başarısı hızlarından çok çabukluklarından kaynaklanıyor. Trafiğe, bozuk yollara takılıp kalmıyorlar. Feribotlara önden biniyor, sınır geçişlerinde yardım görüyorlar.

Dünyayı hızla dolaşanlar gibi bizim de çabukluğa ihtiyacımız var, en çok da yaşadığımız şehirden uzaklaşabilme çabukluğuna.

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, unutulmaz tecrübeler ve “anlar” yaşayabilmemiz için birbirinin tekrarı gibi gözüken günlerden, mekanlardan ve insanlardan uzaklaşmak gerekiyor. Farklı anlayışlar, hayat tarzları, manzaralar, kokular zihnimizde yer ediyor, unutulmuyor, tat bırakıyor ve öğretiyor.

Bu dünyadaki zamanımız kısıtlı ve neredeyse tüm zamanlarımız yapmaya mecbur olduğumuz işlerle parsellenmiş gibi gözüküyor. Mecburiyetlerden kaçmak zor ama yaşanan zamana anlam verecek şeyler de yapmalı. Bana göre dolu dolu yaşanan zaman, moto-geziler ile eş anlamlı. Bir motosiklet gezisi yaşanıp bittikten sonra bile anlamını, tadını koruyor. Örneğin benim için yakın geçmişteki yılların anlamının ne olduğunu sorsanız, medeni halimizdeki değişiklik yanında aklıma hemen geziler gelir. Bunların yanında aynı döneme ve daha öncesine ait onlarca haftasonu gezisini muhtemel tarihleri ile birlikte hatırlayabiliyorum. Ama “olağan” yaşamımdan aklımda pek az şey kalıyor. Çalışırken geçen günlerim, şehir trafiğinde geçen zaman, dışarıda yenen bir yemek, seyredilen bir film... bunlar yaşandıktan sonra hızla siliniyor hafızamdan. Zaman, yaşandığı gibi rüzgarda savrulup gidiyor sanki. 3-4 yıl sonra içinde bulunduğumuz yıl hakkında neleri hatırlayabileceğiz?

Bu fikirler size de tanıdık geliyor ama önce zincirlerinizden sıyrılıp uzaklaşabilmeniz lazım ve buna zamanız yok değil mi? Motosikletiniz bu konuda size yardımcı olabilir, hem de çok.

Motosiklet gezgini olmak için çok da uzak diyarlara göz dikmeye gerek yok. İşe önce bir bölge haritası edinmekle başlamalı. İçinde köy yollarının de bulunduğu türden bir harita olsun bu. İnternetle aranız iyi ise Google Earth’e de bakabilirsiniz ama bilgisayar ekranını yanımızda taşıyamayacağımıza göre burayı ancak ön keşif için kullanmalı.

Masa başında gezmeye başlayın haritanız üzerinde. Dikkatli bakınca, yaşadığınız yerin çevresinde, bir günde ulaşabileceğiniz alanın içinde kalan ilginç noktaları bir bir bulmaya başlayacaksınız. Göller, dağ aşan yollar, yarımadalar ilginizi önce çekecek. Bazı yerlerin ismini duyduğunuzu hatırlayacaksınız ama bir fırsatını bulup görememiştiniz ya, işte oraları buralar. Bir Türkiye gezi rehberi de edinip okumaya başladığınızda, alternatifler öyle çoğalacak ki nereden başlayacağınızı şaşıracaksınız. Bu noktaları birbirine bağlayacak haftasonu rotaları yapın kendinize. “Cumartesi erken çıkar, şuraları görür, burada öğle yemeği yer, burada konaklarım. Pazar günü ... üzerinden akşamüzeri dönmüş olurum” tadında rotalarınız olsun. Bir sonraki ayın takvimini alın önünüze. Rotaları haftasonlarına yerleştirerek bu zamanları kendinize rezerve edin ve yakınlarınıza bildirin. Hayatta kendinize yer açın.

Gidilecek yerde konaklayabilirseniz alacağınız zevk artacaktır. O yerin akşam sessizliğini, sabah mahmurluğunu yaşamak kendinizi biraz oralı gibi hissettirecektir. Ayrıca konaklamalı haftasonu planlarının menzili daha geniş olacaktır. Rota yaparken mümkün olduğu kadar ara yolları seçin, otobanları ve büyük şehir geçişlerinden sakınmaya çalışın. Buralarda geçirilen zamanların akılda kalmayacağından emin olabilirsiniz. Gittiğiniz yerlerde mutlaka görecek önemli şeyler bulacaksınız. Tarihe meraklı iseniz yaşadınız, çünkü ülkemiz dünyada (Irak’tan sonra) en çok sayıda tarihi öneme sahip noktayı barındırıyor. Yola çıkmadan önce gidilen yerle ilgili bilgi sahibi olmak alınan zevki mutlaka arttıracaktır. Gezi kitapları yanında internetten de kolayca bilgi bulunabilir. Gidilen yerde sıkılmak ne mümkün, köy kahvesinde durup gülümseyerek bir selam verin, bakın neler oluyor. Yol sorduğunuzda “yol kolay, siz bir inin hele” deyip size sofra kuran insanların tadına varın. Siz de onlara açın kendinizi.

Bizim kültürümüzde motosikletlinin atlıları çağırıştırdığına dair bir teorim var. Eskinin akıncıları gibi karşılanıyoruz. Hani Yahya Kemal’in şiirinde “bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” diye yazar ya. Dede, adam, çocuk dikkat kesiliyor motorculara. Gülümsüyorlar, el sallıyorlar siz geçerken, durduğunuzda etrafınızı sarıyorlar. “Kaç para, kaç basıyor, yarış mı var?” gibi sorular soruyorlar ama asıl mesele size yakın olmak, ilişki kurmak istiyorlar. Bu her kültürde yok. Örneğin Yunanistan’da kimsenin motorlara böyle farklı bakmadığını görünce içten içe hayal kırıklığı hissetmiştim.

Motorla yapacağınız bir haftasonu gezisinde zamanın lastik gibi uzamasına şahit olacaksınız. Pazar akşamı biraz yorgun, biraz kirli eve döndüğünüzde en az bir haftadır uzaktaymışsınız gibi gelecek. Daha dün sabah yola çıktığınıza inanamayacaksınız. Böyle haftasonlarının pazartesisi de güzel oluyor. Olumsuzlukları daha kolay tolore edebiliyor, kendinizi mutlu ve güçlü hissediyorsunuz.

Moto-gezginlik için motorunuzun uygun olup olmadığını düşünüyorsanız, görülen o ki yürüyen her araç ile gezginlik mümkün. 250cc’lik bir motosikletle tüm Türkiye’yi gezebilirsiniz, hatta daha ufağıyla da.

Geçenlerde Türkiye yollarında bir Çek gezgin görüldü, adı Vasek. Altında 1950 model, 55cc bir Jawa skuter vardı. Çantasında taşıdığı yedek motor işe yaramış ve bozulan motorunu yolda değiştirmiş. Vasek, karburatörü motorlu testereden çıkma ve en yüksek hızı 40km/s olan motoruyla Türkiye’ye gelene kadar 5 ülke dolaşmış. Evinde büyük motoru da varmış ama bu kez bununla dolaşmayı istemiş! Şüphesiz, arkadaşın geri döndüğünde anlatacak çok hikayesi olacak ve bu zamanı hep hatırlayacak.


Aslında Çek motorcu belli ki bir projeyi gerçekleştiriyor. Kendine, “o küçük motorla yapılacak yollar” gibi bir hedef koymuş ve peşinden gidiyor. Sizin de bir moto-gezi projeniz olsun. İz TV’de seyrettiğim bir çift, 42. paraleli Türkiye boyunca motosikletleriyle izliyorlardı. Bir dostum Türkiye’nin tüm yüksek dağlarına motosikletiye sokulup fotoğraflamak projesinden bahsediyor. Marmaris’ten motorcu dostlar Türkiye’nin demiryolu hatlarını takip ediyorlar. Kişisel projeniz sizin yaratıcılığınıza kalmış.

Ürdün’de motosiklet yasağı var. Suriye ve İran’da ise kısıtlı. Memlekette motora özgürlük, Azerilerin dediği gibi “azatlık” var, tadını çıkarın.

Haziran 2007

Hiç yorum yok: