8 Mart 2009

Bendeniz artçı

Artçılığa ilk adımımı 2000 senesinde güzel bir bahar günü attım. Henüz motosiklete yeni binmeye başlayan arkadaşım “var mı arkama binecek bir cengaver?” diye sorduğunda diğerlerinin tereddüt eden bakışlarını fırsat bilerek atlayıvermiştim hemen arkasına. Dar ve toprak köy yollarında gezinirken ona sıkı sıkı tutunup gözlerimi kapattığımı hatırlıyorum, korkudan değil rüzgarı saçlarımda, tenimde hissetmekten, burnuma gelen envai çeşit kokunun başımı döndürmesinden aldığım müthiş zevkten. O gün motorla birlikte devrilmemiz bile çok eğlenceli gelmişti bana. Geri döndüğümüzde içim burkulmuştu, bir daha motosiklete binme şansım olabilecekmiydi acaba? Ama kader ağlarını bir kez örmüştü, kısa bir süre sonra eşim Hakan ile tanıştım ve artçılık maceram o gün bu gündür devam etmekte.



İkimiz de yoldan çıkmaya meyilliymişiz meğer. Alışveriş merkezlerinden, restoranların kalabalığından, trafik keşmekeşinden uzaklaşmak , kafamızı tamamiyle boşaltıp şarj olmak istiyorduk ve bunu yapabilmek için en mükemmel araca sahiptik: bir çifte spor motosiklet. Bu motosiklet arabaların giremediği en ücra noktalara dahi bizi taşıyabiliyordu. Böylece biz de o yayla senin bu tepe benim o gün bu gündür dolaşıyoruz. Gözümüze hoş görünen, varacağı yeri çoğu kez bilmediğimiz yollara dalıyoruz.



Ama en güzel yerleri de böyle keşfettik bugüne kadar. İçgüdülerimiz bizi hiç yanıltmadı. Taşlı yollarda hoplaya zıplaya, çamurda vals yapa yapa kamp için mükemmel, tadına doyamadığımız yerler bulduk.

Biliyorum, “bu kadının keçileriyle sorunu var herhalde” diye düşünmeye başladınız. Ama inanın motosiklet + kamp kombinasyonu kadar insanı tatmin edecek bir başka hobi hayal edemiyorum. Düşünün bir kere :
Bütün hafta şehirdesiniz, ofiste yoğun işler, yollarda sinirleri geren bir trafik, evde iş güç, sokaklar kalabalık, hayat üstünüze üstünüze geliyor. Ama sizin yüzünüzde bir tebessüm. Neden ? Çünkü önceki haftasonu eşinizle Cuma akşamından çantalarınızı hazırlamışsınız, Cumartesi sabahı erkenden dostlarınızla buluşup yola çıkmışsınız. Yön belli ama varılacak nokta sürpriz. Asfalttan çıkıp toprak yollara girdiğinizde rahat bir nefes alıyorsunuz. Artık etrafınızda trafik, dört tekerlekli herhangi bir araç yok. Sadece siz ikitekerler, kuşlar, kelebekler, arılar, mis kokulu katırtırnakları, ormanlar, dereler… Yollar her zaman düzgün değil, bazen ilerlemek için yardımlaşmak gerekiyor, teker teker geçiriyorsunuz azmış derelerden, çamur birikintilerinden motosikletlerinizi. Artçısınız diye seyirci kalmayı çıkarın aklınızdan, siz de bir ucundan tutuyorsunuz engel aşmanın hazzına ortak olabilmek için.

Hızınız bu yollarda 30-40 km’yi nadiren geçiyor. Ne güzel, eşinizle/arkadaşınızla konuşabiliyor, gördüklerinizi, hislerinizi paylaşabiliyorsunuz. Gözleriniz kamp için uygun bir yer arıyor, önce bir çeşme, düz çimenlik bir alan, gölgelik ağaçlar hatta şanslı gününüzdeyseniz bir dere kenarı.



Çadırlar kurulur, eşyalar yerleştirilir, yorgunluk kahveleri içilir. Kampın en güzel tarafı bizim için nedir biliyor musunuz ? Yemekleri genelde erkekler yapar ve bizlere de afiyetle yemek düşer. Sonrası kamp ateşi başında dostlarla muhabbet, mırıldanılan bir keç şarkı, ağırlaşan gözler, sabahın ilk saatlerine kadar deliksiz bir uyku. Sabah kuş sesleri ile uyanır, yürüyüş yapar, kahvaltıdan sonra toplanmaya başlanır aheste aheste. Eve dönüş ayrı bir keyiftir. Sıcacık bir banyodan sonra belki bir kadeh konyak yudumlarken bir sonraki haftasonu nereye gidileceğinin programını yaparken bulursunuz kendinizi. Pazartesi herkes ilk iş günü sendromunu yaşarken sizin nasıl oluyor da bu kadar keyifli olduğunuza anlam veremez çevrenizdekiler. Belki, şansları varsa onlar da hayatın bu tatlı yüzünü bir gün keşfedebilirler.

Bazılarınız eşlerinizin veya arkadaşlarınızın bu yöndeki tekliflerini çekinceleriniz nedeniyle bugüne kadar reddetmiş olabilirsiniz. Fakat denemeden neler hissedebileceğinizi bilemezsiniz. Bunu sevip sevmediğinize karar vermeden önce birkaç kez deneyin. Bir süre sonra bir de bakacaksınız yoldan çıkma teklifi yapan, hatta teşvik eden siz olmuşsunuz.

Aramıza hoş geldiniz ☺

D.Erman

Hiç yorum yok: